
En son yazımda bu adamla ilgiliymiş. Dün gece okudum haberi. Ciddi anlamda üzüldüğümü söylemeliyim. Ligdeki çoğu oyuncudan kat kat yetenekli bir adamdı. Ligin ilk adımı en çabuk bir iki oyuncusundan biriydi. Yürekliydi. İnanılmaz yürekliydi. Yaptıkları ve yapmaya cesaret edebildikleriyle, kafa tuttuğu basketbolcularıyla, sakatlıkları ve o hiç bitmek bilmeyen enerjisiyle ve tabi ki egosuyla tam bir süperyıldızdı. Şampiyon olamadı hiç. Hak etti mi? Belki daha iyi bir takımda geçseydi kariyerinin çoğunluğu mutlaka bir şampiyonluğu olabilirdi. Ya da kişiliğinden ödün verip, rol adamı olmayı kabul etseydi şampiyonluk hedefi olan takımların birisinde bir yer bulabilirdi. O bunu kabul etmedi. Edeceğini de beklemiyordum zaten.
İyi mi oldu? Hayır tabi ki. Bir yıldız daha kaydı. Belki de, izleyerek büyüdüğümüz jenerasyonun ilk yaprağı olarak yaptı bunu... Mutluluklar The Answer

Nereden nereye... Muhteşem bir yetenek. Ama sorunlu bir kişilik. Sıkça gördüğümüz bir tablo bu malesef. En son Memphis Grizzlies'teydi. Orada yedek oturmayı kabul edememişti. Kaçmış oradan. Atlanta'daymış şimdi. Basketbolu bırakmayı düşünüyormuş. Şampiyonluk yüzüğü hariç neredeyse bütün başarıları elde etmişti... Yazık oldu.
Detroit'in yeni bir '' Wall '' a ihtiyacı vardı. Sokakta basketbol maçı yaparken böyle bir şey olsa, böyle bir şeye tanıklık edilse, hatta geçtim böyle bir şeyi, buna benzer bir şey olsa, maç oracıkta bitirilir, bloğu yiyen de uzunca bir süre basketbol falan oynamaz. Pes.
Kaç yıl sonra acaba böyle bir tablo oluştu... Ben Dallas'ın en son ne zaman Batı Konferansı lideri olduğunu hatırlamıyorum. Muhtemelen Golden State Warriors'a elendiği 2007 yılıdır. Lig lideri oldukları sezon yani. Lig başlayalı neredeyse bir ay olacak, takımlar yavaş yavaş raylarına oturuyor ve artık son demlerini yaşadıkları iddia edilen Phoenix ve Dallas, çekişmenin çok çetin bir şekilde yaşandığı Batı Konferansında ilk iki sırayı paylaşıyor. Bu gerçekten olağandışı bir şey.
Dallas da iyiye doğru bir ilerleme olduğu çok açık. Belki de oyuncular(özellikle Kidd) yavaştan artık son şanslarına doğru yaklaştıklarının bilincine varmışlardır ve ona göre oynuyorlardır. Çünkü hakikaten bu sene de bir şeyler yapılamazsa, seneye her şey sıfırlanmalı artık.
Suns'ın durumu daha ilginç bence. Çünkü onlar 2005 yılında D'Antoni'nin getirdiği yapıyı bozmadılar. Bir ara Shaq ile vazgeçiyor gibi oldular ama baktılar papuç pahalı, hemen yine aynı sisteme geri döndüler. E iyi de yaptılar açıkçası. Ama Öyle bir sağlık ekipleri var ki... Grant Hill, drive halindeyken smaca kalkabiliyor artık. O smacı vurup vurmaması önemli değil, onu denemesi, kendine güvenmesi çok büyük faktör. Keza, aynı sağlık ekibinin geçen sene Shaq'ı da ne hale getirdiğini hatırlıyordur herkes. İnanılmaz işler yapılıyor Arizona'da.
Bu iki takımı öne çıkardım ama sadece şaşırdığım için. Çok büyük farkla ilk iki sırada değiller zaten.Lakers'ın yarım maç önündeler sadece. Her an her şey olabilir, ama böyle devam etmesi lige de inanılmaz bir renk getirecektir.

10 Aralık 1939 doğumlu bu adam, 2007 yılında Las Vegas'taki All-Star haftasonunda Charles Barkley ile bir koşu yarışı yapıp kaybetmişti. Yarış sonunda da bu görüntüyü vermişlerdi beraber.
1975 yılından beri hakemlik yapmakta kendisi. Bu sezon sonu emekliye ayrılabileceğinin sinyallerini vermiş. Zamanı geldi sanırım evet.

Karem Abdul Jabbar denince akla hemen bu poz ve Sky Hook adını verdiği, birebir savunulduğu zaman durdurulması imkansız olan atış gelir.
Nba tarihinin en unutulmaz pivotlarından... Nba'in gelmiş geçmiş en fazla sayı atan basketbolcusu. İnanılmaz bir kariyer, müthiş bir sportmen kişilik. Lakers'ın genç pivotu, Andrew Bynum'un özel koçu. Lösemi'nin en nadir çeşitlerinden birisine yakalanmış. İyileşeceğine çoğu basketbolsever gibi ben de inanmaktayım.
Nba'deki en sorunlu basketbolculardandır kendisi. Saha içinde hiç olmayacak şeyler yapar. Saha dışındakilere ise değinmek anlamsız. Özellikle soyunma odasını birbirine katan oyunculardandır kendisi. Sorunlu bir basketbolcu kısaca işte.
Aslında kariyerinin bir bölümünü geçirdiği San Antonio Spurs'de iyi bir profil çizmekteydi. Ama işte Spurs'ün havasını solumayı bırakınca deliye döndü. Spurs'ün 2003 yılında kazandığı şampiyonlukta, Duncan'a gelen ikili sıkıştırmalardan sonra Steve Kerr ile birlikte ceza üçlüklerini yollamasıyla tanınmıştı. İyi işler de yapacağı düşünülüyordu. Tabi orada kalabilseydi yapabilirdi belki de ama olmadı. Indiana - Detroit kavgasında 30 maç ceza almıştı. O ceza ve o kavga, bütün bir Indiana kariyerinin önüne geçti. Hatta biraz iddialı olacak belki ama, şampiyonluk yüzüğünden bile olmuş olabilir o kavga yüzünden. Zira o zamanki Indiana kadrosu iyi bir kadroydu.
Golden State Warriors'ta ise ciddi anlamda iyi oynadığı bir dönem oldu. O da 2007 Playoffları. Dallas Mavericks'i eledikleri yıl gerçekten iyi oynuyordu. Ama ondan sonra sanki tekrar eski kimliğini hatırlamış gibi saçmalıklar yapmaya devam etti.
Bugünlerde ise takas edilmeyi bekliyor. Daha doğrusu takım arkadaşları onun takas edilmesini istiyor. Söylediklerine göre de, eğer o takımdan giderse birçok sorun da halledilmiş olacakmış. Buna ben de inananlardanım. Ama son iki üç yıldır Golden State'de öyle bir kaotik hava var ki. Phil Jackson gelse zor düzelir demekten kendimi alıkoyamıyorum.

Fenerbahçe formasıyla sadece bir maça çıkmıştı. İstanbulspor'un Fenerbahçe'yi Kadıköy'de yendiği lig maçında. O maçın skoru 3-0 bitmişti. Hemen ardından, Enke'nin kaleciliği tartışılmaya başlandı, yazıldı çizildi. O bu ülkeyi terk etti. Almanya'da yılın kalecisi ödülünü aldı. Alman Milli Takımı formasını giydi. Dün gece de, belki de hayattaki en sevdiği varlığın yanına gitme kararı aldı...
Beko Basketbol Liginin en güçlü iki takımının mücadelesi. Bu iki takım arasındaki rekabet, düşmanlık geçen her gün daha da büyüyor.