
Hidayet imzayı attıktan sonra, fotoğraftaki bu iki adamın birlikte iyi işlere imza atacağına inanılıyordu. İyi bir ikili olacakları düşünülüyordu. Henüz çok erken belki ama şu ana kadar böyle bir şeyin pek gerçekleşebildiği söylenemez.
Kişisel fikrim, Hidayet'in Toronto yerine Portland'a gitmesi gerektiği yönündeydi. Orada, takımdaki diğer gençlere abilik yapıp, onları tecrübesiyle bir üst seviyeye çıkarabilecek bir oyuncuydu Hidayet. Zaten Portland menajerleri de öyle düşünüyordu. Ancak Hidayet'i alamadıktan sonra, (bana göre) saçma bir hamleyle Andre Miller'ı takıma kattılar aynı görevi üstlensin diye. Hidayet onlar için biçilmiş kaftandı.
Gelelim Toronto'ya... Calderon'un top benim elimde kalsın düşüncesi nedeniyle Hidayet, Orlando'da üstlendiği görevi burada yapamamakta. Çünkü Orlando'da takımın beyni konumunda olan Hidayet'ti ve hücumlar onun istediği gibi şekilleniyordu. Hidayet'in basketbol zekasının da, Jose Calderon'dan daha yüksek olduğu su götürmez bir gerçek. Ama Hidayet'in, Calderon'dan eksik bir noktası var. Eksik, ama eksik olduğu için eleştirilemeyen, tam tersine takdir edilen bir nokta. Ego. Malesef Jose Calderon'un egoları sinir bozucu bir düzeyde. Dikkat edilirse, Calderon bir basket-faulden ya da üçlük basketten sonra kendi halinde bağırıp çağırır. Takım arkadaşlarıyla paylaşmaz bunu. Sahada kendine oynayan bir havadadır hep.
Hidayet Türkoğlu'nun da oyun yapısı, top elindeyken diğer takım arkadaşlarını oynatmaya dayalı olduğundan, Calderon bu durumu çekememekte ekrandan izleyebildiğim ve basında takip edebildiğim kadarıyla. Bu durumda da Hidayet'in hem takıma uyum sağlaması gecikiyor, hem de formsuzluğunu üzerinden atması. İki tarafı da kötü bu işin. Hidayet ne kadar geç uyum sağlarsa takıma, o uyumu sağladığında takımın ulaşmak için çabalayacağı bir amaç kalmamış olabilir. Bu oldukça tehlikeli bir durum.
Chris Bosh için de bir şeyler söylemek gerekirse... Seneye free-agent olacak. Kendisini kanıtlamaya ihtiyacı yok. Çünkü zaten bütün Nba onun nasıl bir oyuncu olduğunu biliyor. Ama kendisi sanki böyle değilmiş gibi, bir Lebron, Wade gibi oynamaya çalışıyor diye düşünmekteyim. Eskiden, Bosh zor bir pozisyonla karşılaştığında ya da kötü bir akşam geçirdiği zaman genelde pas vermeyi düşünürdü. Ancak bu sezon izlediğim Toronto maçlarında(ki Ntv sağolsun, Hidayet var diye epey bir Toronto maçı yayınladılar) bu görünüm tam tersine dönmüş bir vaziyetteydi.
Toronto için her şey bu kadar karamsar da gitmiyor açıkçası. Bargnani'den ümitliyim ben bu sene açıkçası. Unutmadan, Marco Belinelli'ye de ayrı bir dikkat. Lige geldiğinden beri sadece Don Nelson ile çalışıyordu ve takımı da Golden State'di. Muhteşem bir kaosun içinden kurtulduğu için inanılmaz mutludur herhalde kendisi. Bu sene o da aynı Ersan gibi kendini lige kabul ettirecektir.
0 yorum